Belirli bir yerde takilip kaliyorsun ister istemez. Ne bir adim ileri, ne de geri atabiliyorsun. "Onlari coktan astim" dedigin seyleri aslinda asamadigini fark ettigin an, ne bileyim, tedirginlikle birlikte sacma sapan bir mutluluk duyuyorsun. Gereksiz bir mutluluk aslinda ama hatirlamak istemedigini dusundugun seyleri aslinda unutmak istememis olmani anladiginda elin kolun bagli kaliyorsun oyle. Sonra o mutlulugun uzerini tedirginlik bulutlari kapliyor. Nasil davranman, ne demen gerektigini oturup saatlerce dusunmeye basliyorsun. Dusunuyorsun ama hicbir sekilde herhangi bir sonuca varamiyorsun cunku icinden geldigi gibi davranmanin sana hicbir sey kazandirmayacaginin yaninda, kaybetmene de yol acacagini icten ice biliyorsun aslinda. Rol yapmani gerektiren her dakika, tum ic organlarini solucanlar kemiriyormus gibi hissediyorsun. Durust olmak onemli sey fakat her zaman durust olunmamasi gerekiyor. Gerekiyormus daha dogrusu.
"Aklini kullan, aklini" cumlesiyle her gecen gun daha fazla karsilasiyorsun ve bir gun bir bakmissin, ayni cumleyi kendi kendine soylemissin. Hayatinin belki de en sacma, en buyuk hatalarini duygularinla hareket ettigin icin yapmis olabilirsin ama seni, hayatini yonlendiren seyin duygular olmasi gerektigine inaniyorsun hala. Bunu hayata gecirmekte her ne kadar zorlansan da.