Günes isiginin
vurdugu her yer teker teker karariyor. Gercek mi bu yoksa
sadece bir rüya mi? Bana göre mi, sana, ona mi?
Soru isaretleri. Hayatimin her gecen saniyesi beynimi
kemiren o soru isaretleri. Onlarin icinde bogulmak, bilir misiniz
nedir? Cirpindikca daha fazla batmak, battikca daha fazla cirpinmak. Aptalca belki,
ama tek care.
Belki de en dibe
batmaktir yillardir arayip da bulamadigimiz o huzur. Huzur. Neydi ki o? Hayal
meyal hatirliyorum. Cocukluk. Masumiyet. Bilmemezlik, duymamazlik, görmemezlik.
Saklanmak. Hayatinin en kötü günlerini onlardan saklanarak gecirmek.
Bu muydu huzur?
Neden olmasin?
Huzur. Bazen bir
anida, bazen bir sarkinin tek bir kelimesinde, bazen ise ölümsüzlestirdigimiz
bir karede hissettigimiz o acayip sey.
Onu bulmak mi peki
ihtiyacimiz olan?
Yoksa onu aramanin
verdigi bu tarif edilemeyen garip zevk mi?