2 Haziran 2012 Cumartesi

Huzur.


Günes isiginin vurdugu her yer teker teker karariyor. Gercek mi bu yoksa sadece bir rüya mi? Bana göre mi, sana, ona mi?

Soru isaretleri. Hayatimin her gecen saniyesi beynimi kemiren o soru isaretleri. Onlarin icinde bogulmak, bilir misiniz nedir? Cirpindikca daha fazla batmak, battikca daha fazla cirpinmak. Aptalca belki, ama tek care.

Belki de en dibe batmaktir yillardir arayip da bulamadigimiz o huzur. Huzur. Neydi ki o? Hayal meyal hatirliyorum. Cocukluk. Masumiyet. Bilmemezlik, duymamazlik, görmemezlik. Saklanmak. Hayatinin en kötü günlerini onlardan saklanarak gecirmek.

Bu muydu huzur?

Neden olmasin?

Huzur. Bazen bir anida, bazen bir sarkinin tek bir kelimesinde, bazen ise ölümsüzlestirdigimiz bir karede hissettigimiz o acayip sey.

Onu bulmak mi peki ihtiyacimiz olan?

Yoksa onu aramanin verdigi bu tarif edilemeyen garip zevk mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder